19 Temmuz 2009 Pazar

do it again

beynimde uçuşan, kaçışan, sikişen, aklımı karıştıran, şekillenen, korkutan, sevindiren, höst dedirten şeyler... nedir onlar? söylesene bana. çok açım. onlara açım, sana açım, her şeye açım. hadi doyur beni. neden doyurmuyorsun beni? bilmediğim yerlere götür beni. beni, beni, beni, hep beni... güzel yerler olsun yalnız. kimsenin gitmediği yerler ayrıca. cildin parlasın güneş ışığının altında; ben parlatabilir miyim seni acaba? cildimi parlatsana terimle, kendi terinle. korkma sakın sesimin tizliğinden, en güzel çığlığı atar derinden. çek saçlarımı iyice. kök bende; dert edeyim deme. en edepsiz sözleri fısılda kulağıma, sodom'dan da gomora'dan da geçtim ki ben. yık dünyayı başıma; en azından öyle hissettir bana. sonra kaldır beni, doruklara taşı. kalayım bir süre öyle, lütfen yalvarırım. en sonunda beni çarşafla başbaşa bırak ki sana bir daha elimi uzatabileyim.

9 Haziran 2009 Salı

öff

şu bloga mezun olduğum güne kadar yazmayacağım lan. mezun olduktan sonra gelip öğrenciliğin tadını çıkarın diye ahkam kesmek istiyorum ya.

14 Mayıs 2009 Perşembe

arsenal

yer: iühf
olay: sağ-sol

x: siz de cephanelerinin önüne oturmuşsunuz.
y: benim cephanem hep önde.
a...z: ...

12 Mayıs 2009 Salı

mavi

bugün o şeye baktığımda içim biraz rahatladı, ama sonra o gün aklıma geldi, bok gibi oldum. onu derinlere bir yerlere sıkıştırmaya çalıştıkça oluşan baskı artık hissedilir oldu. bu duruma daha önceden de geldim ve aştım ama bu sefer yapabilir miyim bilmiyorum.

10 Mayıs 2009 Pazar

youarex

öncelikle şunu söyleyeyim: öldüm. evet, öldüm ve yeniden doğdum. gözyaşlarım iyileştirici özellikte değil ama yıkamamakta ısrar ettiğim, ona değen sağ elim mucizeler yaratmaya muktedir oldu. sahneye çıktığı an ertesi günkü ales aklımdan silinmişti, öyle ki bugün sınava bile girmedim ve bu zerre umurumda olmadı. annemin de umurunda olmadı bilmeden, zira sınavın olduğunu unutmuş. eve döndüğümde o elimle ona dokundum, sanırım bu yüzden.
kitle çok güzeldi, bilinçli bir kitleydi. biraz kıskandım aslında, çünkü o bana ait olmalıydı. benim için hala öyle ama ucundan kıyısından paylaşmayı öğrenmem lazım sanırım.
en güzel dansımı onun şarkılarıyla yaptım ki bu benim için çok önemli bir şey. tamamen teslim ettim kendimi ona, en iyisini sen bilirsin dedim ve dediğimde haklı çıktım. dans etmek için doğmadım, ben ona ayak uydurmak için doğdum. saçmalıyorum, farkındayım ama ona olan sevgim benim için saçma. meyveleri de böyle; buna engel olamam.
konser bitti, kahretsin o şarkıyı söylemeyecek dedim ve sinirlenip mekanı terk etmeye kalktım. sonra eski yerime sürüklendim birden, kafamı sahneye çevirdim ve söylemeye başladı. cennetlikmiş yerim, ben o gün bunu anladım.
her saniyesi güzeldi, her şeyiyle güzeldi. sadece tek eksiklik vardı; o da tacim. umarım bana kızgın değilsindir, çünkü görseydim o mesajı yanımdan bir saniye bile ayırmazdım seni. sen bunu bil, tam olsun.

9 Mayıs 2009 Cumartesi

rip

ölmeme çok az kaldı, bir günden daha az. yarın bu saatlerde hayatımın agoni döneminde olacağım ama şikayetçi olmayacağım bundan. biliyorum ki ölümlerin en güzeli olacak. ah chris, göster yüzünü. hadi hadi...